EREĞLİ BULGURLUK ÇIKARMASI
Emirlerli avcılar olarak 2010-2011 av sezonunu Ereğli-Bulgurluk Köyü'nde açtık. Mehmet Yüksel, Erdal Yüksel Ekibi'de sabah erken saatlerde bizden 10 dakika sonra av sahasında idi. Boyu 2 m'yi aşan mısır tarlalarından en fazla 7-10 m dışarıya çıkan bıldırcınları ele geçirmek pek de kolay olmadı. Düşenler mısır denizinde kayboldu. Tilkiler sanırız tıka basa karınlarını doyurmuştur. Mısır tarlalarının en kısasının uzunluğu 400m genişliği de en az olsunda 150 m olsun. Uçsuz bucaksız Bulgurluk Ovası'nda bize inat bir güneş ve gölgede 42 dereceyi gösteren termometre.

Civarda avlanmamızdan hayli rahatsız olup sokurdanan çifçiler. Fasulye ekili arazide bıldırcın arayan başka başka avcılara uyarıları sözlü de olsa çok sert oldu. Yarı sinirli şekilde "Av Yasak" lafını bir kaç defa duyduk. Sanırız bu çıkışların temelinde; zamansız yapılan tavşan avları ve ekili araziyi tepeleyen avcılar olduğunu, tavırlardan anlayabiliyoruz. Ancak 15 gün geç açılan sezonu iple çeken bizler, kurallara uyarak avımızı tamamladık. Bu arada bizlere muhabbetle yaklaşan avcı köylülerde yok değildi. 1985 yılında Adana 19 Mayıs Ortaokulun'nda arkadaşım Bulgurluklu Necmi Çelik'i tesadüfen amcasından sorduk. Karaman'da askeriyede memur olduğunu öğrendik. Bir yerden akraba çıkıp bizlerin moralini daha fazla bozacak tutum ve davranışları kırmayı başardık. Bulgurluk köyü Bekdik köyüdür.Bir kaç köylü Avşar kökenli olduklarını ve Maraş'tan geldiklerini söylediler. "Bettik belaya çattık olmadan" iyi dilek ve temennilerle yanlarından ayrıldık.
Diğer taraftan Mersin'den Ereğli'den gelen avcılarda çöl sıcağında sohbet konularını bulmamız zor olmadı. Bizlere neşe kaynağı oldular. Kavak dallarına asmış oldukları 17-18 bıldırıcını görünce gıpta ettik....Kıskandık....Öğleden sonraki postaya da yaklaşık 6 saat arabanın içinde ve su kanaletlerinin kenarında pek te koyu olmayan bir gölgede bekleyerek başladık.
Sedat bu arada öğlenin sıcağında-Termometre güneşte 50'yi mi gösterir 60'ımı bilinmez dayanamayarak bir iki tur atacağını söyledi. 30 dakika sonra gölgeye kendini zor attı. Ancak 1 tane bıldırıcını fireze düşürmeyi başarmış. İkindi vakti 16:30 sırasında kafamızı gölgeden çıkarırken sanki pürlek ateşi sıcaklığını adeta beynimizde hissettik. Ancak vakitte kalmamıştı ava başlamalı idik. Tak tuk, tak tuk....1 tane daha ele geçirdik. Mısır tarlasının ortasına düşen bıldırcınlar.......Sonra basma kalıp laflar, "kuş çok ama, köpek olmadan olmuyor...... Falan filan " Güneş iyice kırılıp hava kararmaya başlayınca kamp yerinde buluşuyoruz. Derken saat 19:00'da Emirler'e hareket ediyoruz. Yorgunluk ve su toplayıp patlayan ayaklar, düşen bir çene....
Tek ışık yanan gaz göstergesi yakıt ihtiyacı olduğunu hissettiriyor. ....gaz'dan depoyu doldurmasını istiyoruz. Pompacı bu arada iftarı açmaya gidiyor. Gözümüz gaz sayacında... Rakamlar tek tek atıyor.... 19,50'de duruyor. Görevliye 20 TL uzatıyorum...
-19,50 TL diyorum. Gayet sakin şekilde şu cevabı veriyor;
-Beyfendi 19,50 litre miktarıdır. Fiyat 36 TL.
-Pardon! Buyrun 16 TL'daha....