MATEMATİĞİ GOVATLI ADAM İŞİ:FARDA KİLİM
|
|
|
| Fadime Yılmaz | Şerife Yılmaz |
![]() |
![]() |
| Kadriye Özkan'ın ebesinden miras Farda Kilim | Muslu Özürk'e ait Emirler'in klasik dokumalarından Tüylü Halı |
Emirler Köyü dokumalarından nakışlı farda kilimi. Emirler'in en usta dokumacılarından Mehmet Erbil'in kızı Fadime Yılmaz'ın tabiri ile "Matematiği govatlı adam işidir".
Çengelleri, pıtrakları, su yolları, topları Emirler desenleri ile bezenmiştir. Eskiden bazı evlerde odaya serilirdi. Cenaze sarıldığı da oldu. Dokuma güçlüğü nedeni ile çıbıklı kilime geçildi. Emirler'de bir dönem çeyizlik olarak gelinlere verilirdi. Ancak aşiretler tarafından deve dengi çuvallar üzerine atılarak kervana süs verildiğini de duyuyoruz. Yerleşik Hayata geçiş Yörükler için sosyal travma olmuştur. Hayvancılık sekteye uğramış, günlük yaşam alışkanlıkları haliyle değişmiştir. Fakirlik ilk yıllarda kaçınılmaz olmuştur. Ziraat öğrenildikçe kültür değişmeye başlamış buna bağlı olarak da dokuma kültürü ister istemez değişime uğramıştır.
Kilim dokumalar göçebe yaşam nedeni ile genel olarak hafif malzemeden dokunmuştur. Osmanlı'nın, Yörükleri zorunlu iskana tabi tutması nedeni ile Emirler Obası'nın bahtına şimdiki yöremiz düşmüştür. Bu yörenin yaz mevsiminde yaylasına derman yetmez. Ancak bir kış mevsimi vardır ki... Sert kış ayları, kilim kültürünün yok olmaya yüz tutmasının en önemli nedenidir. Çünkü ev, dam kültürü Yörüklerde gelişmediği için ilk yapılan evlerde soba dahi yoktu. Yüzlerce yıldır kutsal sayılan "Ocak" etrafında toplanılır, onlarca yük odunla ufak bir oda ısıtılmaya çalışılırdı. Hatta Çukurova'dan kış mevsiminde misafir olan birisi; Ocak etrafındaki 3-4 kişi ve geride kalan 5-6 kişiyi görünce, ocağın gerisinde kalanlar için, -Bahara kalmaz hepsi ölür demiştir.
Böyle bir ortamda kilimlerin sergi yerine kullanılması gereksizdir. Dokumaların tamamı, öncelikli ihtiyaca yönelik olmaya başlayınca farda kilim görevini "Tüylü Halıya" bırakmıştır. Tüylü Halı kırpılmadan dokunduğu için adeta bir ayı postunu andırır. Üzerine ayaklarınız değdiğinde sizi sıcacık sardığını hissedersiniz. Soğuk kış günlerinde başka sergi aranmaz.
Kadriye Özkan'ın elindeki 100 yıllık dokumamız bizlere atalarımızın nerelerde yaşadığının ip ucunu da vermektedir. Çukurova'da Halıcılık yok denecek kadar az iken bizlerde 10'larca çeşitlere ulaşmış, kilim ise hatıralarda kalmıştır. Ancak cenazelere nakışlı kilim sarmanın nedenini şu an için anlamak oldukça güç.Bunun yanında cenaze törenlerinin dini bir merasim olduğu düşünülürse kilim geleneğinin de dini bir öğe olması muhtemel. Kilim üzerindeki çengel ve pıtrakların kötülüklerden korunmaya yardımıcı olduğu bilgisinden yola çıkarak, nakışlı kilimin görevlerinden birinin öbür dünya ilişkisine hizmet olduğudur. Deve üzerine atılması da , göç veya yolculuk sırasında karşılaşılabilecek bir takım olumsuzluklardan korunmayı amaç edinilmiş olabilir. Bazı büyüklerimiz az da olsa evlerde serili olduğunu söylüyor. Hürü Erbil evde serili olan farda kilimin çocukları tarafından kaza sonucu yakıldığını söylemiştir. Evler ve çadırlarda da nakışlı kilimin aynı mantıkla serildiği düşünülebilir.
Emirler'imizde farda kilim dokumaların 50-60 yıl önce tamamıyla sona erdiğini tahmin ediyoruz. Köyümüzde herhangi bir dokuma ihtiyaca yönelik dokunduğundan ve de farda kilimin halı tüccarları tarafından pek tutulmaması nedeni ile köy kadınlarımız bu tür dokumaları bırakmak zorunda kalmıştır.
Deve Dengi Çuvallar, Tuz Çantaları, Farda Kilimler....Daha neleeer neler....








