İmece: Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi
Emirler Köyü'nde de Anadolu'daki birçok köy gibi, köyün bazı ihtiyaçları imece usulü ile yapılmaktadır. İçme suyu şebekesi, okul yapımı, onarımı, yol, sulama suyu kanalları gibi köyün zorunlu ihtiyaçları, belediye olmadığı için el birliği ile köyümüz halkı tarafından karşılanıyor.
2009 Ağustos'unda Muhtar Mehmet Ali Şahin'in, Niğde Özel İdare'den aldığı söz ile Aylığın Önü, Hizen Deresi arasındaki içme suyu şebekesi imece ile döşeniyor. Emirler.net yönetim olarak da biz de üzerimize düşen görevi yaparak, imeceye katıldık. 2000 metrede boru taşımak oldukça zordu. Sıcak ve yorgunluğun üzerimize çöktüğü anlarda verilen molalar oldukça iyi geldi. Bunun yanında Ömer Çoban ve Hasan Aldemir'in atışmaları imecenin neşe kaynağı idi.
Bambal Yaylası'nın pınarında yenilen yemekse bir harika. Gün sonunda İbrahim Yılmaz'ın odun ateşinde hazırlamış olduğu ölgün rize çayı, yorgunluğumuzu alırken, köyümüze yapmış olduğumuz hizmetin heyecanı ve bol içme suyu olan yaz günleri hayali ile köyümüze doğru yol alıyoruz.
Muhtarımız Mehmet Ali Şahin'e içme suyu konusunda göstermiş olduğu hassasiyetten dolayı kendisine bir kez daha teşekkür ederiz.
Son Güncelleme: Çarşamba, 19 Ağustos 2009 01:09
Emirler'de Ufo
PerÅŸembe, 13 AÄŸustos 2009 10:16
Genel Sorumlu
( 1 - user rating )
Temmuz başlarında Ahmet Taşdemir ve Eşi tarafından kepez mevkiinde gece 01:00-02:00 sularında çekilmiş UFO (Unidentified Flying Objects-Tanımlanamayan Uçan Nesne) videosudur.
Adobe Flash Player not installed or older than 9.0.115!
Emirler Köyü'nde yaz aylarının vazgeçilmez lezzeti; Kar Katması.
Yapımı çok basit gibi görünse de çok sık yapılan bir yiyecek değildir. Çünkü iş- güç zamanında Toroslardaki "Kardamı"'na gidilmesi epey zaman alır. Özellikle harman zamanında, güneşin altında yanıp kavrulan insanlarımız için bir tabak kar katması, Maraş dondurmasından daha iyidir. Eşek veya atla, kara gidilir çuvallarla hayvanlara yüklenen kar kütleleri ikindi üzeri köye yetiştirilirdi. Sahanlarla(geniş kap) karcıların etrafı sarılır, enfes kar kokusunu içinize çeke çeke , belki 1-2 kg veya kısmetinize ne düşerse alıp hemen eve doğru yol alırsınız. Karı bekletmemek lazımdır. Geçen yıldan kalan pekmez küplerden çıkarılır,bıçak yardımıyla ince ince rendelenmiş kar ile karıştırılarak servis yapılır.Kar getirmeye gidenler, yiyecekleri kadar bir miktar pekmezide yanlarında götürürler.  Dönümlerce kar kümesinin bir kenarında doyasıya kar katması yerler.
Eskiden kabızlık çekenlere yedirildiği söylense de, genel olarak yaz aylarında serinlemek amacı ile tüketilen bir yiyecektir.  Yavaş yavaş ve ölçülü yemekte fayda vardır.
Eskiköy'den gelindiğinde, Emir İsa'nın torunu olan Hacıahmet, gelen misafirler için Önü hanaylı(Çardaklı),altı ahır olan bir oda yaptırıyor. Hacı Ahmet öldükten sonra oğlu Molla Mustafa, ölünceye kadar (1852-1910) odaya bakmıştır.. Molla Mustafa'nın ölümünden sonra oğlu Molla Ali köy odasının sorumluluğunu almıştır.
Molla Ali ilk yapılan odayı yıktırıp yeniden inşaa ettirmiştir. Bir süre kullanıldıktan sonra Molla Ali'nin sağlığında tekrar yıktırılıp, 2 oda ve ortada küçük bir giriş bölümü ve alta da 2 dükkan olacak şekilde,şimdiki görünümünü aldı. Dükkanlardan biri uzun yıllar Bakkal dükkanı olarak kullanılırken diğeri, manav,kasap, meşrubat dükkanı olarak hizmet etti. Köy odası 2 odalıdır. Odalardan doğuya bakan kısmında 1 adet yüklük ve sedir bulunuyor. Doğu odasına ağır misafirler alınırdı. Batı bölümünde ise sadece yüklük bulunuyor. Batı odasına ise "Kara Misafirler" denen, kalaycı, katrancı vb. konuklar alınırdı. Oda içleri yöresel dokumalardan serilmiştir.
Asıl amacı köye gelen misafirlere hizmet olan odaların başka görevleri de vardı. Örneğin Arap aşı gecelerinin vazgeçilmez mekanı idi. Avlanan kekliklerden yapılan nefis Arap aşları tahta kaşıklarla afiyetle yenirdi. Kahvehane olmadığı için köyün sorunları ve diğer günlük meseleler de odada konuşulurdu. Bunun yanında düğünlerde de köy odası ileri gelenlerin toplanma yerlerinden biri idi. Çalgılar eşliğinde yaşlıların bile oyun oynaması Emirler sakinlerinin zannedildiğinin aksine oyuna ve türküye ilgili olduğunu göstermektedir.
(1)Çeşitli meslek dallarında çıraklık, yiğitlik, yiğitbaşlık ve Pir adları altında hiyerarşik bir düzen içerisinde görev yapan Ahi teşkilatlarına bağlı gençlerin, akşamları "ODA"'larda, tıpkı Anadolu Türk halkının akşamları köy odalarında toplandıkları gibi toplanarak sohbet ettikleri, oyunlar oynadıkları ve saz eşliğinde destanlar söyleyip dinledikleri bilinmektedir. Bunlar Türk halkına özgü yaşam biçimidir. Bu odalar aynı zamanda yaşamın tartışıldığı gençlerin eğitildiği bir okul niteliğinde idi. Ahilerin konuk ağırlama usulleri de Anadolu Oğuz-Türk halkının "Tanrı Misafiri" ağırlama geleneğinin, çalışma yaşamına bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Anadolu'da herhangi bir köye yolu düşen bir yabancı, köy halkı tarafından konuk evi olarak da kullanılan köy odalarında ağırlanır. Bu ağırlama konusuna, hizmetin herkes tarafından paylaşılmasını öngören bir düzenleme getirilmiştir. Söz gelimi köye gelen bir konuk, köyde otuz gün kalacaksa ve köyde otuz hane varsa , konuğun yeme içme ve temzilik gereksinimlerini hergün bir ev karşılar ve böylece de kimseye fazla bir ağırlık binmemiş olur. Bu düzenlemenin töresel bir buyuru ve düzenleme olduğunu gösterir.
Türkü; Türke ve Türklüğe ait olan " müzikal söylem" Anadolu sözcüğüyle ise "HAVA" demektir. Anadolu'da türküler çoğunlukla "ODA" denilen toplanma yerlerinde AŞIK/OZAN tarafından saz çalınarak söylenir ve toplum tarafından dinlenirdi.
Ahi Ocağı:Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.(TDK) Diğer bir ifade ile Türkler arasında iktisadi ve toplumsal dayanışmayı sağlayan bağımsız topluluk.
Ahilerin köklerini Ali'ye bağlamaları, onların Türk töre ve düzeni içerisindeki yerlerini ifade etmesi bakımından çok önemli bir noktadır. Elbette burda söz konusu edilen Ali, İslamiyetin dördüncüsü halifesi Ali olmayıp Türk ocağının İLBAŞ'ı AL-İ'dir(Oğuzname-Sayfa:275)
Köyümüzde bir zamanlar 7 tane oda vardı. Bir çokları daha sonra kapanırken;Hacı Ahmet'in Odası günümüze kadar ulaşmıştır. Bugün hala köyümüze gelen, patozcular, biçerciler, köyümüz odasında kalmaktadırlar. Geçmiş yıllarda 1000'lerce kişiye hizmet eden odanın bakımı Molla Mustafa'nın torunlarının çocukları tarafından yapılmaktadır. Daha önceleri misafirlerin yemekleri Molla Ali ve Molla Ahmet'in çocukları tarafından yapılıp ulaştırılırdı. Şu anda köy odasının anahtarları Hacı Ahmet'in torunlarındadır. Daha uzun yıllar Emirler'e ve misafirlere hizmet edecektir.