Eskiköy'den gelindiğinde, Emir İsa'nın torunu olan Hacıahmet, gelen misafirler için Önü hanaylı(Çardaklı),altı ahır olan bir oda yaptırıyor. Hacı Ahmet öldükten sonra oğlu Molla Mustafa, ölünceye kadar (1852-1910) odaya bakmıştır.. Molla Mustafa'nın ölümünden sonra oğlu Molla Ali köy odasının sorumluluğunu almıştır.
Molla Ali ilk yapılan odayı yıktırıp yeniden inşaa ettirmiştir. Bir süre kullanıldıktan sonra Molla Ali'nin sağlığında tekrar yıktırılıp, 2 oda ve ortada küçük bir giriş bölümü ve alta da 2 dükkan olacak şekilde,şimdiki görünümünü aldı. Dükkanlardan biri uzun yıllar Bakkal dükkanı olarak kullanılırken diğeri, manav,kasap, meşrubat dükkanı olarak hizmet etti. Köy odası 2 odalıdır. Odalardan doğuya bakan kısmında 1 adet yüklük ve sedir bulunuyor. Doğu odasına ağır misafirler alınırdı. Batı bölümünde ise sadece yüklük bulunuyor. Batı odasına ise "Kara Misafirler" denen, kalaycı, katrancı vb. konuklar alınırdı. Oda içleri yöresel dokumalardan serilmiştir.
Asıl amacı köye gelen misafirlere hizmet olan odaların başka görevleri de vardı. Örneğin Arap aşı gecelerinin vazgeçilmez mekanı idi. Avlanan kekliklerden yapılan nefis Arap aşları tahta kaşıklarla afiyetle yenirdi. Kahvehane olmadığı için köyün sorunları ve diğer günlük meseleler de odada konuşulurdu. Bunun yanında düğünlerde de köy odası ileri gelenlerin toplanma yerlerinden biri idi. Çalgılar eşliğinde yaşlıların bile oyun oynaması Emirler sakinlerinin zannedildiğinin aksine oyuna ve türküye ilgili olduğunu göstermektedir.
(1)Çeşitli meslek dallarında çıraklık, yiğitlik, yiğitbaşlık ve Pir adları altında hiyerarşik bir düzen içerisinde görev yapan Ahi teşkilatlarına bağlı gençlerin, akşamları "ODA"'larda, tıpkı Anadolu Türk halkının akşamları köy odalarında toplandıkları gibi toplanarak sohbet ettikleri, oyunlar oynadıkları ve saz eşliğinde destanlar söyleyip dinledikleri bilinmektedir. Bunlar Türk halkına özgü yaşam biçimidir. Bu odalar aynı zamanda yaşamın tartışıldığı gençlerin eğitildiği bir okul niteliğinde idi. Ahilerin konuk ağırlama usulleri de Anadolu Oğuz-Türk halkının "Tanrı Misafiri" ağırlama geleneğinin, çalışma yaşamına bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Anadolu'da herhangi bir köye yolu düşen bir yabancı, köy halkı tarafından konuk evi olarak da kullanılan köy odalarında ağırlanır. Bu ağırlama konusuna, hizmetin herkes tarafından paylaşılmasını öngören bir düzenleme getirilmiştir. Söz gelimi köye gelen bir konuk, köyde otuz gün kalacaksa ve köyde otuz hane varsa , konuğun yeme içme ve temzilik gereksinimlerini hergün bir ev karşılar ve böylece de kimseye fazla bir ağırlık binmemiş olur. Bu düzenlemenin töresel bir buyuru ve düzenleme olduğunu gösterir.
Türkü; Türke ve Türklüğe ait olan " müzikal söylem" Anadolu sözcüğüyle ise "HAVA" demektir. Anadolu'da türküler çoğunlukla "ODA" denilen toplanma yerlerinde AŞIK/OZAN tarafından saz çalınarak söylenir ve toplum tarafından dinlenirdi.
Ahi Ocağı:Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.(TDK) Diğer bir ifade ile Türkler arasında iktisadi ve toplumsal dayanışmayı sağlayan bağımsız topluluk.
Ahilerin köklerini Ali'ye bağlamaları, onların Türk töre ve düzeni içerisindeki yerlerini ifade etmesi bakımından çok önemli bir noktadır. Elbette burda söz konusu edilen Ali, İslamiyetin dördüncüsü halifesi Ali olmayıp Türk ocağının İLBAŞ'ı AL-İ'dir(Oğuzname-Sayfa:275)
Köyümüzde bir zamanlar 7 tane oda vardı. Bir çokları daha sonra kapanırken;Hacı Ahmet'in Odası günümüze kadar ulaşmıştır. Bugün hala köyümüze gelen, patozcular, biçerciler, köyümüz odasında kalmaktadırlar. Geçmiş yıllarda 1000'lerce kişiye hizmet eden odanın bakımı Molla Mustafa'nın torunlarının çocukları tarafından yapılmaktadır. Daha önceleri misafirlerin yemekleri Molla Ali ve Molla Ahmet'in çocukları tarafından yapılıp ulaştırılırdı. Şu anda köy odasının anahtarları Hacı Ahmet'in torunlarındadır. Daha uzun yıllar Emirler'e ve misafirlere hizmet edecektir.
| Yorumlar |
|
|
|||||
|
||||||







