Buğday Oğuz- Türk kültüründe kutsal bir bitkidir ve ondan yapılan ekmek de çok kutsaldır. Emirler'de "Ekmek dinin direğidir" sözünü herkes bilir. Yerde görülen ekmek parçası 3 defa öpülür ve kurtlar kuşlar yesin diye yüksekce bir yere konur. Geleneksel Türk evlerinde ekmeğin kırıntısının dahi yere dökülmemesine, yerde bırakılmamasına özen gösterilir.
Buğday bitkisi öylesine kutsaldır ki; Türkler ekin tarlasını çiğnemeyi dahi günah sayarlar. Buğday, insanlık yaşamına destek olan bitkisel ürünlerin sembolü ve onların en başında sayılmaktadır.
Türkler; Tanrı tarafından kendilerine yaban doğa içerisinde tarım yaprak rahat bir yaşam sürebilmeleri amacıyla verildiğine inandıkları bu bitkilerin verilişini her yıl berlirli günlerde, oruç tutup yalnızca bu bitkilerle beslenerek ve sonunda bu bitkilerin verilişini bir bayram günüyle kutlayarak anmışlardır.
Bu bayramın adı RAMAZAN bayramıdır ve bu bileşik sözcük RA+MAN+ZA sözcüklerinden oluşmuştur. Alevi inancında oruç Muharrem ayında oniki gün tutulur ve bu süre içerisinde ne iftar ve ne de sahurda et, balık, yumurta gibi ürünler yenmez ve on iki gün oruç tutulan "MU-HARAM" ayının on ikinci günü yalnız bitkisel ürünlerin birleşmesi ile yapılan AŞURE/AŞ-UR-A (yani A UR'unun AŞI) pişirilerek iftarda yenir ve konu komşuya dağıtılır. AŞURA bileşik sözcüğünün oluşumuna baktığımızda AŞ+UR+A sözcüklerini görmekteyiz. Yani A(Baş);UR(Toplum);AŞ(YEMEK) anlamlarından olarak, baş toplumunun veya UR'un başının yemeği anlamını taşıyan bir sözcük olarak oluşturulmuş olduğunu görürüz.
Töre'nin canlı olarak yaşatıldığı dönemlerde, Yukarı Öz'lerde UR'un başı olan şahıs(İL BAŞ) MU-HARAM günlerinde PUR yamaçlarında, HARAM-MU diye adlandırılan PUR kayalarına oyulmuş üç adet birer göz odacığın HIZARA'lık diye adlandırılan birinci ocağında, bu oniki günü zikir ile geçirir ve oniki günün sonunda dışarıya çıkar ve onun çıkışıyla RAMAZAN bayramı başlar imiş.
Bu sözcüğün ve bu bayram geleneğinin köklerinin, insanlığın kültürel yaşamının temellerindeki ANA TANRIÇA inancında olduğu açıktır.
İslamiyette RAMAZAN'a FITR, oruca ise SAUM denmektedir. Bu isim farklılıkları dahiTürklerin bu adetleri Araplardan almadığını göstermeye yeterlidir. Ama pek çok şeyde olduğu gibi Alevi inancındaki oruç dahi bir Kerbala motifine büründürülerek, Arabi bir gelenek biçimine dönüştürülmeye çalışılmıştır.
Kerbela'dan da, İslamiyetten de binlerce yıl önce Türk kültürünün içinde RAMAZAN vardı, ORUÇ vardı, AŞURA vardı.(Kaynak:Oğuzname-S:400)
| Yorumlar |
|
|
|||||





