Emirler Köyü sınırları içinde bilinen su değirmenleri;
1.Hacelağa'nın Değirmeni
2.Dede'nin DeÄŸirmeni
3.Ali Mehmet'in DeÄŸirmeni
4. Gavurun DeÄŸirmeni
5. Hoca'nın Değirmeni
"Göper oluğunda oynayan, çark evinden çıkar":
Boğaz mevkiindeki Hoca'nın değirmeni olarak bilinen değirmen Molla Mustafa(1852-1910) zamanında yapılmıştır. Değirmenin taşlarının Ali Koca(Hoca) köyü'ndeki taş ocağından kesilerek katırlar veya develerle getirildiği söylenmekte. Bundan 50 yıl önce Kılanköyü mevkiinde yapılan bahçe çalışmalarında çıkan küp ve heykel kırıkları çok daha önceleri Selçuklu'lardan önce(Roma) dönemine ait yaşam izlerine rastlanmıştır. Bu bölgede yaşayan Romalılar'ın burada bir değirmen yapması olasıdır. Çünkü Kepez ve Eskiköy(Kılan) taraflarından gelen derelerin birleştiği yerden itibaren en elverişli yer; Boğaz'daki değirmenin olduğu yerdir. Ekmek ihtiyacı bir şekilde karşılanacağına göre burada bir değirmenin olması çok da hayal ürünü değildir. Eski Ulukışla yolu hatırlanırsa , Uluyol'a olan uzaklığı bu değirmenin güvenliği en üst düzeydedir.
Gavurun değirmeni ise Kızılöz ovasında veya İp Pazarı-Gölendi mevkiinde yaşamış Romalılar tarafından yapılmış değirmenlerin devamı olması mümkündür. ( Kaynak: Mezarlardan çıkan Haç'lar ve Ev kalıntıları)
Gavurun Değirmeni bölgemizdeki en ilginç su değirmenlerinden birisidir. Bu değirmenin daha önceleri Maden Köyü'ndeki bir Rum veya Ermeni tarafından işletildiğini duyuyoruz. Sonraları Nazım Dürek ve Ali Dürek tarafından yıllarca çalıştırıldığı biliniyor. Konum olarak da İpek Yolu(Ulu Yol'un) hemen yanında olması ulaşımı oldukça kolaylaştırmaktadır. Çukurova'dan gelen veya Kütahya-Konya istikametinden gelen obalar içinse bulunmaz bir fırsattır. Kızılöz Ovası'nda konaklayan obalar için de büyük kolaylık idi.
Değirmenlerin yapısı görünüm itibari ile ihtiyacı görecek şekilde tasarlanmıştır. Sökünler argından aşağıya doğru getirilen su , göper oluğundan yüksek hızla çark evine düşer potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşerek çarkı çevirir. Çarksa değirmen taşını çevirerek buğdayları un haline getirir. Öğütülen unun bir miktarı ücret olarak değirmene bırakılır.
Su değirmenleri o yıllar için insanlar için olmazsa olmazlardandı. Diğer taraftan yılın ancak belli aylarında un öğütülmesi mümkün oluyordu. Çünkü yağışın bol olduğu zamanlarda değirmen taşını çevirecek su bulunabiliyordu. İşte zor olan kısım ise yağışın olmadığı, derelerden suların çekildiği zaman başlıyordu. Kurak yıllar veya yaz sonlarında ,köyün sınırlarının 30 km uzağıdaki Akyar, Galaderesi gibi Çiftehan bölgesindeki değirmenlere gitmek gerekiyordu. Geceden çıkıp yorgun argın değirmene ulaşıldığında ise bitmek bilmeyen değirmen kuyruğu sizi bekliyordu.
1978 yılında köyümüze elektriğin gelmesi ile su değirmenlerinin pabucu dama atılmış oldu. Tahsin Kaya tarafından köyün girişine yapılan değirmen Aktoprak, ve Darboğaz sakinlerine de hizmet etmektedir.






