Yazarımız Abdulkadir Yılmaz Hüseyin Dündar hocamızın yazmış olduğu "Tarbaz" adlı kitabı incelerken...
ZORUNLU AÇIKLAMA

1. Emirler Köyü kurucularının soy ağacında Kasım isminde bir kişiye rastlanılmamaktadır.
2-Bölgede halen aynı adla anılan "Emrese(Emir İsa)" diye bir dağ vardır. Bu dağ adının kökünün büyüklerimizden yıllardır duyduğumuz "Emir İsa"'dan geldiğidir. Diğer taraftan 2007'de sitemizde yayınlanan "Seydifakılı -Emirler Mezrası Belgeseli"'nde anlatılanlar da bunu doğrulamaktadır. Seydifakılılar Emirli veya Emirlü mezrası dememektedir. En az 250 yıldır Emirler Mezrasıdır. Emir İsa adeta Emirler ile özdeşleşirken "Tarbaz" isimli kitapta Emir İsa ismi geçmemektedir
3- Sitemizin kurulduğu 2004 yılında aynı yıl yayınladığımız Niğde Livası Haritası bazılarının söylediği gibi yeni bir bilgi değildir. Bu sözümüz de Hüseyin Dündar'a değildir.
4. Emirler Obası'nın bilinen yerleşim birimlerinde Bağlar bölgesi yoktur. Geriye doğru Emirler(Şimdiki),Eskiköy, Körüklük,Emrese,Karatepe,Göğyer(Hacıbekirli civarı),Emirler Mezraları . Emirler obasının yerleşim yerleridir. İşlemin sağlaması gene tutmamaktadır.
Bu haritada geçen "Emirlü" isminin ise bizim köy olduğu ciddi şüphe taşımaktadır. Bu şüphenin nedenini açıklayalım;Neredeyse kesin olan bilgi: Kılan yeni adı ile Aktoprak Köyü'nün Emirler'den daha önce kurulduğudur
a) Emirler'i kuranlar tarlaların çoğunu Kılanlı'lardan satın almıştır.
b) Klanlı'lar ve Emirlerli'ler arasında geçen olaylara "Emirler Kitabı'nda" ve köyümüz hikâyelerinde zaten bahsedilmektedir.
Bu bilgilere göre Kılan %99,9 Emirler'den önce kurulmuştur. Bundan dolayı "Niğde Livası" haritasında geçen Emirlü köyünün yanında mutlaka Kılan olması gerekirdi.
Burada adı geçen Emirlü belkide başka bir köy idi çeşitli nedenlerden dolayı göç ettiler. Veya zayıf bir olasılıkla haritayı çizenler hatalı da çizmiş olabilirler.
Diğer taraftan "Tarbaz" adlı kitapta adı geçen Musa ve Emirali'nin, "Emirlü" obasından olduğu düşünülürse. Bu kez Emirler ile Emirlü'nün farklı olduğu söylenebilir. Bahsi olan kitapta yazılanlara göre "Emirali" bağların oradan Darboğaz'a geldi ise aynı mantıkla Tarbaz, Emirler'den önce kurulmuştur. Şu halde Tarbaz neden haritada yok Aksi halde adı köyün adı Tarbaz değil Emirli veya Emürlü olması gerekirdi. Musa'nın kurduğu köyün Musalı, Musacalı, Hacımusalı vs gibi bir adı olmalıydı. Hayır, Musa Emirler'i kuran 7 obadan biri olsa idi bu obalarda Musa adına rastlanırdı. Abdulkadir Yılmaz'a göre Emirler'i kuran 7 obanın dışında Eskiköy yılları zamanında 8. bir oba daha varmış bu oba bir küskünlük sebebi ile Eskiköy'den ayrılıp Tarbaz'a yerleşmiş. Bahsi geçen 'Kasım' kayıp 8.oba da olabilir bunu da en iyi Tarbazlı'lar bilir. Bunların Darboğaz'da hangi soyu devam ettirdikleri belli değildir.Belki de yok olup gittiler. Buradan bile Tarbaz'ın Emirler'den önce kurulduğu görülür. Prof Dr. Faruk Sümer'e göre bizim köyümüz Emirler, Eymir boyundandır. Emirlü'de söğüt yörükleri'nde geçmekte olup Eymir boyundan olmaları tesadüftür. İsmi yüzyıllardır Aydın'da Mersin'de Konya'da Niğde'de hep Emirler'dir. 2007 yılında yayınladığımız Orhan Sakin ve Prof.Dr. Faruk Sümer kaynaklı 16. Yüzyılda Emirler isimli makalede geçen "Emir İsa" ismi bu tezi güçlendirmektedir.
Eğer Emirler ile Emirlü aynı olsa idi. Hüseyin Dündar öğretmenimizin tabiri ile işlemin sağlamasının doğru çıkması gerekirdi. Yani Kılanlılar bizden toprak satın almalı idiler. Şimdiki Bahçelievler mahallesinin eski adı "Kılanköyü " "Kılanboğazı" mevkii adlarında "Kılan" geçmemesi gerekirdi . Büyüklerimizden duyduğumuza göre biz Niğde'ye geldiğimizde Kılan Ağaları devran sürüyorlardı.
Darboğaz Kasabası"ndan Hüseyin Dündar öğretmenimize yaptığı çalışmaya ve emeğine sağlık. Ancak yazmış olduğu kitapta Emirler Tarihi ile ilgili olan bölümlerde yanlış bilgi olduğunu belirtmek istiyoruz. Emirler Köyü"nün kuruluşu ile ilgili bölümler bize yanıt hakkını doğurmuştur. En azından Emirler sakinleri veya sitemiz yönetim ekibi ile bir iletişim kurulup bilgi alış-verişi yapılarak Emirler"i konu olan kısımlarla ilgili olarak ortak bir tez üretilebilirdi.
OLUMLU ELEŞTİRİ
Türklük bilinci, yüzyıllardır Osmanlıcılık denilen devşirme siyasetinin baskısı altında can çekişmiştir. Türk Tarih bilgisi de doğal olarak köreldiği için insanlarımız, geçmişine yönelik bilgileri edinirken haliyle zorlanılıyor. Bugün hala bazı çevreler tarafından "Benim ne olduğum belli-Senin nerden geldiğin belli gibi" basmakalıp laflarla insanlarımız paranoya içinde soysuzlaştırılmak istenmektedir. Diğer taraftan günümüzde, bazı çevreler bilinçli şekilde Türklüğe hizmet eder gibi görünerek arkadan dolaşıp Osmanlıcılık-Devşirmecilik-Dincilik yapıyor.
Türk Kültürü'nün hala yoğun olarak yaşandığı Emirler ve Darboğaz'da bile insanlarımız anlamsız şekilde, Ziya Gökalp'in 90 yıl önce belirttiği 'Milliyet Şüpheciliğine' devam etmektedir. Burada iş Hüseyin Dündar gibi öğretmenlerimize-bizlere düşüyor. Emirler ve Tarbaz Kitapları için Tarih Bilimine Hizmet deyimi yetersizdir .Aslında bu kitaplar, bilinç altına itilen Türklüğün, milliyetsizlik paranoyasından kurtulma isteğinin haykırışıdır. Emirler ve Tarbaz kitapları ile gerçek Türk Tarihi ve Türk Edebiyatı Toroslar'da filizlenmeye başlamıştır.
"Eşek Türk", "Türk ne bilir bayramı lak lak içer ayranı", "Meşeden Maşa Yörük'ten Paşa olmaz", "Türke poh poh, Acem'e Peh Peh" . Diye aşağılayıcı deyimler üreten Osmanlı Devşirmelerinin jandarmalığını, hamallığını yapıp kahrını çeken Türklerin sesidir bu kitaplar..
Aslında Türkler zaman zaman Osmanlı'ya daha önce de cevabını vermiştir.
"Şalvarı Şaltak Osmanlı
Eğeri Kaltak Osmanlı
Ekende Yok Biçende Yok
Yiyende Ortak Osmanlı"
Bir Cerit Avşarı Söylüyor: "Kış gününün hoşluğuna, Osmanlı'nın dostluğuna aldanma" . Dadaloğlu:Ferman Padişah'ın dağlar bizimdir
Ne olduğunu unutup Osmanlıcılık politikası denilen yapay ulusçuluk tamamı ile 1923'te sona ererken; Atatürk döneminde ayyuka çıkan Türklük bilinci, artık yerini önü alınamaz bir heyecana bırakmıştır. Hüseyin Dündar öğretmenimizin de bu heyecanını anlıyor, bazı eksiklikleri de heyecanın verdiği aceleciliğine bağlayıp çalışmalarında başarılar diliyoruz. Sağolun.
www.emirler.net Yönetim