Ramazan Köker ,Yılmaz Erbil, Ali Yılmaz sohbeti anısına...
Anadolu'ya göç eden Türkler'den söz eden araştırmacılar bu Türk boylarının tamamına "TÜRKMEN" diye söz etmektedirler, oysa ne Kızılırmak yayı içinde ve çevresinde yerleşik konumda yaşayan Bozoklar ve ne de batıda yerleşik veya göçer konumda dolaşan, YÖRÜK Üçoklar kendilerini Türkmen olarak görmemiş ve adlandırmamışlardır.
Türkmen sözcüğü dikkat edilirse Irak ve İran içlerinde yaşayan ve o dönemlerde Selçukluların etkisiyle İslamiyete geçmiş olan Oğuzlar için kullanılmıştır. Bugün dahi buralarda yaşayan bu insanların torunları TÜRKMEN olarak adlandırılmaktadır. Azerilerden İslamiyete geçenler ise , inançta olan yeni durumu belirtmek için Terekeme diye adlandırılmaktadır.
İşin özünde kavmi bir ad olan OĞUZ sözcüğü; kendi atasal inanç ve kültürlerini yani törelerini sürdüren topluluklar için, TÜRKMEN sözcüğü ise atalar inancını bırakıp, İslamiyete dönenleri ifade etmek için kullanılmış bir sözcüktür.
Neşri'ye göre Türkmen sözcüğünün ATALAR İNANÇLARINI terk eden TERK-İ imanı eden; imanlarını terk eden Oğuzlar için kullanıldığını söylemektedir. Sözlü ifadede Terk-i İmanı yumuşatıp Türkman dediler.
Oğuz Destanında Bozok/Özok'lara verilen altın yay, onların Üç Ok'ların yönetip yönlendiricisi olduğunu belirlediği gibi yayın durağan konumunu da onların yerleşik düzende olmaları gerektiğini ifade eden bir buyurudur.
ÜÇ/UÇ OK'lara verilen üç adet gümüş ok ise, onların yönetilen konumunda ve sürekli haraket eder (YÖRÜK) düzende olmaları gerektiğini ifade etmektedir. Gene bu bağlamdan olmak üzere yay ve okun işlevini yapabilmesi için birlik, beraberlik halinde bulunulması gerektiği de anlatılmakta-buyurulmaktadır. Hatırlanacağı üzere Oğuz Kağan uçokları batıya, bozokları doğuya yönlendirmişti.
Batıya yerleşen Oğuzlara UÇ halkı denmektedir ve bunların yaşam tarzı, göçer bir yaşam tarzı olduğundan onlar 'YÖRÜK' diye adlandırılmaktaydılar. Yerleşik düzene geçtikçe bu insanlar Yörük sözcüğünü kullanmamaktaydırlar.
Bozok sınırlarını; Oğuz-Türk halkının gönlünde kutsal bir anlam taşıyan Kızılırmak Yayının içi ve çevresi oluşturmaktadır. Bozokların üç hanlı yönetim düzeni bu Kızılırmak yayının içerisinde bir üçgen oluşturan; Sivas, Amasya ve Kırşehir merkezlerinde konuşlanmışlardır.
Uç birimleri aynı zamanda, Oğuzların yerleşim sınırlarını genişleten, yeni kazanılan topraklara Yörük yaşam tarzı nedeniyle çok daha kolay akan; eski yerleşik halkların pek rağbet etmedikleri yüksek yerlere kolayca yerleşerek, buralarda Türk Kültürünün kökleşmesine öncülük eden gruplardı. Yabancı toplulukların ve sınır komşularının Oğuzlar ile temasları, büyük çoğunlukla bu Uç guruplarıyla olmaktaydı. Oğuz sosyal düzenini bütünüyle kavrayamayan tüm yabancılar Oğuzları Yörük yani göçer düzende yaşayan topluluklar olarak değerlendirme durumunda kalmışlardır.
Ne yazık ki Türk tarihi yakın zamana kadar batılı tarihçilerin elinde şekillendiği için yukarıdaki nedenlerden dolayı Oğuzların tamamını göçebe(Yörük) olarak yazmışlardır.
Türkler'in binlerce yıllık yaşam izlerine bakıldığı zaman Altaylardan Tanrı Dağlarına; Seyhun-Ceyhun boylarından Urallara; Hazardan Ege kıyılarına kadar uzanan tüm coğrafyalarda Yörük yaşam süren UÇ halkının yanı sıra; yalnızca yazları yaylalara çıkan ve güzleri köylerine dönerek yaylak/kışlak bir yerleşik düzen yaşayan (BOZOK) bir halkın varlığı da görülmektedir. Güncelleniyor...
Kaynaklar:Saparmurat Türkmenbaşı, Oğuzname








