Niğde İli Ulukışla İlçesi Emirler Köyü tarihinde trajedi ve Hollywood filmlerine bile konu sayılabilecek olacak olay Kasım 1947 tarihinde şöyle gerçekleşti.
1.Ağız Anlatan: Ali Yıldız( Osman Oğlu)
Osman Oğlu Ali Yıldız:1337 Emirler Doğumlu. Ekipte bizzat yer alanlardan.(Öğretmenlerimizden Osman Yıldız'ın Babası Zeki Yıldız ve Ali Yıldız'ın dedeleri) Olay gerçekleştiğinde 26 yaşında idi.
1947 yılı Ekim ayı sonunda 12 kişilik bir ekiple kereste getirmek amacı ile Torosların güney kısmında yer alan Düğen Deresi mevkiine, sabah ezanına 1 saat kala haraket ettik.

Ekipte yer alan 12 kişinin isimleri şöyleydi;
1. Dayıveli Süleyman Özaydın
2. Güdük Mehmet
3. Güdük Mehmet Oğlu Mustafa
4. Kel Mahmut
5. Kel Mahmut OÄŸlu Mehmet
6. Şamlının Ali
7. Zeynel Esen

(Resim: Zeynel Esen)
8. Yakup DoÄŸan
9. Hakim Ahmet(Yusuf Usta'nın Babası)
10. Durmuş Balcı(Balahmadın Süleymanın Durmuş)
11. Paşa Oğlu Ahmet Yıldırım.
12. Osman Oğlu Ali Yıldız(Anlatan-Ağustos 2005).
Köyden haraket ettikten yaklaşık 8 saat sonra Torosları aştık. Düğen Deresi mevkiine indik. Burada 8 kişilik bir grup kereste yapmaya başladı. Benim de içinde bulunduğum 4 kişilik grup yarım saat aşağıdaki ırmak kıyısında çalışmak üzere,oradan ayrıldık. Akşama kadar keresteler hazırlandı. 1 gece kalındıktan sonra sabahleyin 8 kişilik grup bizden 1 saat önce köye doğru haraket etti. Bizden daha önce haraket ettikleri için onları yakalayamadık. Zirveye gelince(Kaşkepez mevkii) tipiye tutulduk. Yaşça bizden büyük ve hayat tecrübesi olan Hakim Ahmet,yola devam etmenin hayatımıza mal olacağını hissettiğinden tekrar geriye dönmemizi istedi. Bizde bu söze kulak asarak düğen deresi mevkiine tekrar geri geldik.Yol boyunca yağan sulu sepen ve yağmur bizi olabildiğince ıslattı. Bir kelerde ateş yakmayı denedik ancak giysilerimizden de geçen yağmur bir kutu kibriti hamurlaştırdığından bu mümkün olmadı. Titreyerek bir gece daha kaldıktan sonra sabah yola koyulduk. Zirveye yakın bir yerde hayvanlardan biri yıkıldı. Apar topar yükü toparladıktan sonra yola devam ederken bir sesin geldiğini duydum. Koşarak geri geldim.
-"Ne oldu".Diye sordum.
Ahmet Yıldırım -"Düştüm balta kesti" diyebildi ve bayıldı. Burun ve üst dudak arasında 0,5 cm deriliğinde 6 cm uzunluğunda bir kesik vardı. Ben gelinceye kadar 1 litreye yakın kan akmıştı. Ahmet Yıldırım'ı yarı yatar şekilde hayvana bindirdik. Yolda inliyordu. Klan yaylasına geldiğimizde çocuğun iniltileri kesildi. Ahmet ölmüştü. İçimizden birileri ölüyü orada bir yerlere bırakmamızı teklif etmişti.Bunun sebebi de böyle bir ölümün herkes tarafından şüphe uyandırması ve soru işaretleri oluşturulacağından korkulmasıydı. Ancak ben cenazeyi köye götürmemizin daha uygun olacağını söyledim ve Durmuş Balcı'yı haberci olarak köye gönderdik. Ailesine, Ahmet Yıldırım'ın çok hasta olduğu söylendi. Bekçi Ali ve Ahmet Yıldırım'ın annesi bizi Esmeronbaşının damının orada karşıladı. Ahmet'in annesinin bağrışları hala kulaklarımdadır. Çünkü Ahmet 18 yaşlarında bir çocuktu.Bizim diğer 8 kişilik ekipten haberimiz yoktu. Köye geldiğimizde hayatımız boyunca unutamayacağımız bir manzara ile karşılaştık. 4 kişi de donarak ölmüştü. Köyden 30 kişilik bir ekip cenazeleri köye getirmişti. Darboğaz ve Aktoprak köylerinden gelenlerle mahşer yerine dönen mezarlık çevresinde cenazeler defnedildi. Borana tutulma, yağmur,üzüntü ve yorgunluğun bana diyeti 1 hafta yatakta hasta yatmam oldu. Böyle bir acıyı bu köye Allah bir daha yaşatmasın.....
(7 AÄŸustos 2005 saat:21:00) copyright Emirler.net





