Emirler Köyü

Niğde Ulukışla

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Yunaklık

e-Posta Yazdır
( 8 - user rating )

Video

FotoÄŸraflar


Türk Dil Kurumu "yunak" sözcüğünü sadece "hamam" olarak açıklasada, Emirler Köyü'nde yunak çamaşırhane olarak da kullanılmaktaydı. Eskiköy'den göçüldüğü yıllarda ilk yunaklık Ahmet Yılmaz(Mehmet Çavuş Oğlu) evinin 100 m ilerisinde çay kenarında idi. Daha sonraları Ahmet Sönmez'in bahçesinin altına bir tane yapıldıktan sonra, Hoca'nın Pınarı denilen pınarın olduğu yere bir yunak daha yapıldı.

 

Köylü kadınlar bir gün öncesinden yunaklığa bakır leÄŸenlerle ocak kurardı. Ertesi sabah ise  saat 5-6 gibi yunaklığa gidilir ocaklar yakılırdı. Evvela  teneke içinde suyla karıştırılan meÅŸe külü çökelmeye bırakılır daha sonra çamaşırlar yıkanırdı. Yıkanan çamaşırlar civardaki söğüt, toru gibi aÄŸaçlarına dallarına asılarak kurumaya bırakılırdı. Buraya kadar yunaklık "çamaşırhane görevini" yerine getirmiÅŸ oluyordu.

Sıra çocukların ve kadınların banyo zamanı.  Evvela çocuklar  Ã§imdirilirdi.  Küllü su ile sabun  köpürtülerek  Ã§ocukların sırtı-başı bir güzel yunurdu. Ahmet Sayar;" Küllü suyu sırtımıza döktüler mi derimiz kavlardı" dediÄŸi küllü suyun mikrop öldürücü bir yanı olduÄŸu biliniyor. Aynı zamanda ÅŸimdiki "yumuÅŸatıcı", belki de "kireç kırıcı" özelliÄŸi vardı.Daha sonra kadınlar yıkanırdı. Çocuklar ve kadınlar  bir iyce yunduktan sonra,  kuruyan çamaşırlar peÅŸtembala sarılıp bir omuza alınır, diÄŸer  omuza ise leÄŸen alınıp, yalın ayak  lastik ayakkabı elde(kirlenmesin diye) köyün yolu tutulurdu. Bir çok kadının temizlik pahasına karda buzda yunaklıkta satlıcan(Zatürre)'ye yakalanıp vefat ettiÄŸini üzüntüyle hatırlıyoruz..  Bazı yetiÅŸkin erkeklerin de akÅŸam vakti yunaklıkta yunduÄŸu biliniyor.

Gelinin Karşılandığı Yunaklık Yolu

Aslında  yunaklığın bilinen "Türk Hamamı" kültürünün çekirdek yapısını oluÅŸturduÄŸu inkar edilemez. Bunun yanında " gelin yıkama" töreni, Türk Kültürü ve Türk  töreleri hakkında ilginç detaylar içermektedir. Gelin yıkama öğlen vaktinde baÅŸlar ikindiye kadar devam ederdi. 10-15 kadın gelini yunaklığa tef eÅŸliÄŸinde götürür içerde türküler  eÅŸliÄŸinde gelin yıkanırdı. Bir söyleme göre keman ve darbukadan oluÅŸan ekip yunaklığın dışında bir yerde  bir kenara çekilir çalardı. İçerde ise kadınlar bu müzik eÅŸliÄŸinde de oynadıkları  rivayet ediliyor.  Ä°kindi vaktinde artık hazır olan gelin yunaklıktan çıkarılır , yine tefler ve türküler eÅŸliÄŸinde eve doÄŸru getirilirdi. Bazen yolda düğün alayı çalgılar ile yunaklık alayını karşılardı. 

Yunaklıkta müzik eÅŸliÄŸinde gelin yıkama, zannedildiÄŸinin aksine köyümüzde  müzik kültürünün  Ã§ok önceleri yadsınmadığını , müziÄŸin  aslında hep içimizde olduÄŸunu göstermektedir.  Bilinen geçmiÅŸ yıllardaki hükümetlerin politikaları nedeni ile  maalesef köy köy, mezra mezra, insanlarımız kendi kültürlerini unuttu ve uzaklaÅŸtı. Çalgı çalmak ayıp günah sayıldı. Kadınlar o yıllarda türkü söyleyerek gelini getirirken bugün bu geleneÄŸi devam ettirmeye çalışmak " edepsizlik", "moderinlik" olur.Oysa Asya geleneklerimizde  ibadetlerin bir kısmı müzikle yapılırdı. Müzik bizim için vazgeçilmez iken  yakın tarihte Rum, Ermeni,devÅŸirme ÅŸimdi ise Çingene iÅŸi oldu. Kopuz(baÄŸlama), ud, kanun, tar, kabak kemani, kemençe, sipsi, zurna, kaval ,bendir gibi bir çok müzik aletinin mucidi olan Türkler ne ilginçtir ki kendi kültürünün yabancısı konumuna düşmüştür.
 

Yorumlar
Ara
Sadece kayýtlý kullanýcýlar yorum yazabilir!
Son Güncelleme: Cumartesi, 03 Ekim 2009 19:13  

Arama


Kimler var?

None

GiriÅŸ



Niğde Ulukışla Emirler Köyü